Şiir | Edebiyat | Sanat

Bir Özgürlük Hikayesi : Martı Jonathan Livingston

Çağla Gürkan bu yazıda Richard Bach tarafından kaleme alınmış Martı Jonathan Livingstoneserini ele almıştır.

Yazarı         :  Richard Bach

Türü:           :  Öykü

Sayfa Sayısı : 147

Amerikalı yazar Richard Bach’ın en çok ilgi gören eseridir, Martı Jonathan Livingston. En çok okunanlar listesine giren bu kitap, tür olarak modern öyküdür. Çeşitli dillere çevrilmiş ve birçok kez basılmıştır. Didaktik bir yanı da olan bu eserde dikkatinizi bir şeye çekmek istiyorum, hiçbir bölümde zaman ve mekan kavramına yer verilmemiştir. Sadece deniz ve gökyüzünden bahsedilmiştir. Bu da yazarın, sınırların olmadığı mesajını vermek istediğini doğrular niteliktedir. 

 Teknelerin etrafında bir parça simit yemek için dolanan, geleneksel ögelerin ve toplum değerlerinin yozlaştırdığı sıradan bir martı olmamak içindir aslında Jonathan’ın tüm savaşı; aç, yalnız fakat özgür  olmayı tercih eden bir martının hikayesi üzerinden varoluşun temel gereklerini anlatır Bach.

Okuduğum günden beri sürekli kendimle bağdaştırdığım bir kitap karakteri, Jonathan. Belki de bir kitap karakterinden çok daha fazlası…Her yere büyük harflerle özgürlük yazmak istememe sebep, kanatlarını ruhumda hissediyorum her an ve bir de sol bileğimin üzerinde. Dövmesini yaptıracak kadar çok benimsediğim bir özgürlük temsilcisinden bahsediyorum ve bu benim için çok özel. Önceleri sadece seviyor ve gördüğüm her yere, ‘’ en doğru yasa, bizi özgürlüğe götürecek olandır.’’ yazıyordum. Ama sonraları o kadar içimde yer etmeye başladı ki, kendimi insanlara ‘’ aslolanın, özgürlüğümüz olduğu ve amaçlarımız doğrultusunda kendi doğrularımızı bile sorgulamamız gerektiğini ‘’ anlatırken buldum. ‘’ Sizce bu dünyaya sadece yemek yemek için gönderilmiş olabilir miyiz, bütün olayımız bu mu yani ? ‘’ derken, kimileri hayret dolu gözlerle dinledi beni kimisi ‘’boş ya..’’ demekle yetindi. Boş olanın, dar ve sığ bakış açıları olduğundan da habersizlerdi üstelik. Ve  zihnimde Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabındaki bir sözü yankılandı :

‘’ İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. ‘’

Jonathan ruhunun, insan bedenine bürünmüş hali gibi değil mi sizce de ? Böyle bir şey mümkün olabilir mi ? 

Martı Jonathan Livingston – Richard Bach Kimdir ?

Richard Bach, 1936 doğumlu Amerikalı yazar. 6 yıl boyunca Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak görev yaptıktan sonra ayrılıp, farklı işlerde çalışmıştır. Bach, martı Jonathan’ı yazma serüveni ile ilgili şunları söylüyor:

‘’ Bir gün çok garip bir deneyim yaşadım. Yazma aşkıyla yanıp tutuşuyor,sürekli yazıyordum. İnsan sesine benzer bir uğultu duydum,tam arkamdan geliyordu. Martı Jonathan Livingston, diyordu. Çok garip psişik bir deneyimdi, hikayenin gözlerimin önünde gerçekleştiğini gördüm ve yazabildiğim kadar hızlı yazmaya başladım. ‘’

Bach, hikayenin üzerinde çalışmayı bırakıp uçmak üstüne üç tane  kitap yazıyor.1968 yılında, Martı’nın hikâyesini yeniden görmeye başlıyor ve  hızlıca yazıp bitiriyor. Sonrasında birçok editör, yazarı ile konuşan bir martının öyküsünü yayınlamayı reddediyor. Bunca uğraştan sonra 1972 yılında nihayet Martı Jonathan Livingston basılıyor. Bach’ın her eserinde ‘’uçma’’ temasını işlemesinin yegane sebebi Jonathan’dır belki de, sürekli yükseklere uçmayı hedefleyen bir martıyı yazmak istiyor fakat göremediği için yazamıyor; o ara yazdığı Stranger to the Ground, Pırpır ve Hiçbir Şey Rastlantı Değil isimli kitapların hepsi Jonathan’ı arayış çabasıdır belki de, kim bilir..

Martı Jonathan Livingston – Ana Fikri

 

Aile, toplum, geleneklerimiz, yapamazsın diyenler…Hiçbiri engel değil. 

Hedefimize ulaşmak için kurallara ihtiyacımız yok, ihtiyacımız olan tek şey; sınırlarımızı aşmak ve çabalamak. 

Martı Jonathan Livingston – Konusu

 

Sıradan bir martı olmayı reddedip sürüden ayrılan bir martının, özgürlük arayışını anlatıyor. En yükseğe kanat çırparken, aslında varoluşun aslolan gereğinin özgürlük olduğunu  ve  birey olmanın ne denli önemli olduğunu vurguluyor. Öğrenmenin sınırlarını aşarak hedefimize ulaşabileceğimizi, fakat yapamazsın diyen kimseleri dinlemememiz gerektiğini de söylüyor. Ve ekliyor: 

‘’ Bin yıldır yaptığımız tek şey balık peşinde koşmak. Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi.. ‘’

Sorumluluk sahibi olmanın, sorgulamak ile ilgili olduğunu söylüyor aynı zamanda Jonathan. Hakikate ulaşmak istiyorsak sorgulamalı, içimizdeki prangalardan kendimizi kurtarmalıyız; ancak bu şekilde yaşamı anlamlandırabiliriz. Gözlerimizle görebildiğimiz şeyler yanıltıcıdır, görebildiklerimizin ötesine geçmeliyiz. Jonathan’ın bu cümlesinden sonra aklıma Küçük Prens’in şu sözü geliyor : 

‘’ Gözler asıl görülmesi gerekeni göstermez, en iyi yüreğiyle görebilir insan. ‘’

Martı Jonathan  Livingston – Alıntılar

 

 “Ne dedikleri umurumda bile değil. Onlara, uçmanın ne demek olduğunu göstereceğim. Eğer istedikleri buysa, kural dışı olacağım ve onları pişman edeceğim.”

“Uçmak bir martının doğal hakkıdır, özgürlük varlığının özündedir. İster boş inançlar ve gelenekler, isterse sınırlamanın herhangi bir biçimi, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa kaldırıp atılmalıdır.”

‘’ Otorite ve merasimlerle çevrili 21.yüzyılda özgürlük, boğulmak isteniyor. Dünyanız güvenli hale getirilmek isteniyor, özgür değil.
…Acaba biz, dünyamızdaki özgürlüğün bitişini izleyen martılar mıydık? ‘’

‘’ Cennet bir yer, bir mekan değildir, bir zaman dilimi değildir. Cennet öğrenmektir, mükemmelliktir. ‘’

‘’ Karın doyurmanın, didişmenin, sürü içinde iktidar hırsının ötesinde değerler olduğunun bilincine varmak için kaç yaşamdan geçtik dersin? ”

‘’ Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi? ‘’

‘’ Yaşamın gerçek anlamını arayan, bulmaya çalışan bir martıdan daha sorumluluk sahibi biri olabilir mi? ‘’

‘’ Bir tüy bir kemik kalışıma aldırmıyorum anne. Yalnızca havada ne yapıp ne yapamayacağımı bilmek istiyorum, hepsi bu. Yalnızca bilmek istiyorum.’’

‘’Eğer dostluğumuz zaman ve mekan gibi şeylere bağlıysa, sonunda zamanı ve mekanı yendiğimizde, kendi dostluğumuzu da yıkmış oluruz! Ama mekanı yendiğimizde, geriye yalnızca burası kalır. Zamanı yendiğimizde, bize kalan yalnızca şimdidir. Burayı ve şimdiyi paylaşacağımıza göre, nasıl düşünemezsin sık sık birlikte olacağımızı?‘’

‘’En doğru yasa, özgürlüğe götürecek olandır.‘’

Çağla Gürkan

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Martı… sol omzumda yıllar önce yaptırmış olduğum dövme… Martı… her yıl sanki ilk kez okuyormuşum gibi heyecan ve umut dolu okuduğum eser… Jonathan , özgürlük, sıradışı gibi görünen ama varolması gereken hersey…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı