İnsana DairŞiir | Edebiyat | Sanat

Neden Eve Dönmekten İbarettir Hayat?*

Seyithan Kömürcü Tarafından Yazılan Sinem Şiirinin Bende Uyandırdıkları

Bir yol hayal ettim. Tükenmeyen, bitmeyen bir yol. Bitmezdi. Neden bitsin ki? Ömür kısa, yer, yön çoktu. Dünyada insan, deryada katre gibiydi. Bir gezgin bir derviş edası ile yola koyulmak vardı hayalimde. Bıkmadan altını üstüne getirecektim dünyanın. Bir yerde sıkılırsam başka yere yönelecektim. Bazen hüzün kaplayacaktı sadece o kadar. Gitmek zor gelecekti belki. Durmadan, düşünmeden gitmek. Çünkü kalmak yoktu. Kalmak olmadığı için de terketmek ve terk edilmek de yoktu ancak. Hüzün vardı ama üzüntü ve kahır yoktu. Bunlar hep hayalimin en derinlerinde canlanan eski düşlerden ibaret. Eski ama bir o kadar da kuvvetli. Kuvveti acziyetinden alıyordu. Acizin nidâsı, kâdirin çağrısından daha etkiliydi de ondan. Tarihten, zamandan ve mekandan uzak bir hayaldi bu. Ne zaman kuruldu ve nasıl bu noktaya geldi bilmiyorum. Sanırım milyonlarca yıl önce var olmayan benin, varlığının nüvelerinde zihnimin oluşumuna işaret eden parıltılar içerisinde canlanan küçük kıvılcımların eseriydi. Ancak gün geçtikçe derinleşti, derinleşti, derinleşti..

seyidhan kömürcü sinem
seyidhan kömürcü sinem

Yol… Düşlerim nihayetinde yolları işaret ediyordu. Yol, gitmekti ama gitmek demek değildi. Aksine durmak demekti. İnsan evladının gözle gördüğü biçimde fiziksel bir gidiş ve akış söz konusuydu. Bir çaba ve bir yol alma vardı eylemin en salt biçiminde. Ancak eylemin kendisi kendinden meşru değildi. Hareket, meşruiyetini bir istidat noktasından alır ve mevcudiyeti açığa çıkar. Tıpkı kinetik enerjinin ortaya çıkmasının temelinde bir potansiyel enerjinin yatması gibi. İşte tam da bu noktada  makro anlamda aksiyon mikro planda da hareket diyebileceğimiz sonucu oluşturan durum ortaya çıkıyor: düş. Karmakarışık yollara benzer düşler. Çamurlu, kayalıklar arasında tırmanan yollar gibidirler. Hareketin kumanda merkezinde var olan bu parametre sonucu hareket olan eylem biçiminin sebebini oluştursa da hareketin kendisinden daha karmaşıktır. Tıpkı şu an benim kendime bir şeyler anlatmaya çalıştığım gibi. Aradıkça bulamadığım kayboldukça kaybolduğum gibi. Ayağıma çamuru bulaştırıp, kayalıklardan yuvarlanmak gibi tıpkı. Olsun, esas haz veren şey de bu değil mi? Ulaşırsam ve elde edersem değer ortadan kaybolur biliyorum. Ulaşamamak beni kendi skolastik ve saplantılı dünyamda heyecanlı kılıyor.

Düşler dedik.. Aksiyonun itiş gücünü oluşturan düşler. Yol ile düş arasında ince bağ biz yolun neden gitmek demek olmadığını aksine durmak demek olduğunu anlatıyor. Bir yolculuğa çıkalım sizinle. Bir dünya turuna. Hayali ve esrarengiz bir tur olsun. Gezgin edasıyla değil de bir sosyolog edası ile bir gözlemci olarak katılın sadece bana. Pekin’e gidelim sizinle. Şehrin en canlı ve işlek caddesinde bir grup gözlemciyiz. Şu insan yığınını görüyor musunuz? Bir yerlerden gelip bir yerlere gidiyorlar. Herkes hareket halinde ve yol alıyor. Müthiş bir hareket var şehirde. Devasa gökdelenler kaplamış gökyüzünü. Bizden olmayanı bizimmiş gibi yapmaya çalışırken hem bizi hem de mekanı incitmişler. İncitmişiz aslında. O insan, o insanlar sensin, benim, biziz. Başkası değil. Gözlediğin de senden başkası değil. Yüksek binaların içine girip bakalım biraz da ne dersiniz? Görüyor musunuz dünyanın yeni ekonomi merkezini? Burası Çin. Bunlar da plazalar ve plaza beyleri. Adeta kendimi görüyorum o efendiler! arasında. Mış gibi yapmaktan sıkılmış ama bir o kadar da gururlu. Sen de görmüyor musun? Baksana insanlara koşuşturuyorlar. Her hallerinden belli değil mi? Her biri birilerinin kölesi, birilerinin efendisi. Şehrin gündüzünü parlak cam parçaları kapatırken gecesini de ışıklar sarmış. Işığın müessiri olan insan kendi aydınlığını sahte eserleri arasında kaybetmiş. Haliyle kendini de kaybetmiş.  Kendini kaybeden ve unutan insana tanrı benliğini unutturmuş. Haliyle yollara düşemeyen insan, düşlere yol alamamış.

Neden Eve Dönmekten İbarettir Hayat?
Neden Eve Dönmekten İbarettir Hayat?

Yol almak, fiziksel bir eylemin yanında metafiziği de gerektirir.  Fizik hareketin bir parametresi iken, metafizik durağanlığın bir parametresidir. Düşleyen insan düşünce üretir. Düşlemek için de durmak gerekir. 21.yy insanı rutin hayatın içerisinde kaybolur gider. Gerek metropollerin kompleks yaşam biçimleri gerek iş hayatının doğurduğu kaos gerek karmakarışık ilişki biçimleri… İşte tam da bu noktada insan, eylemsel bir yolculuğa da çıkamayacak düşkünlüktedir. Ruhsal ve düşsel bir yolculuk için de kaos içerisinde kendine de yönelemez hale gelir. Geliriz, geldim. Sonunda sıkıldım. Yol alamamak çaresizliği beni nefessiz bıraktı ve soluklanmak için eve dönmek zorunda kaldım. Derin bir uyku ve hiç bir anlamda yol alamamanın yorgunluğu beni benden aldı ve örümcek zihnimin içinde kaybolup uyuyakaldım. Taki uyumaktan yorulunca uyanana kadar.

*Başlık, Seyithan Kömürcü’nün Sinem Adlı Şiirinden Alıntıdır.


Yazar: insandedikleri


 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu